

Takvimler 8 Mart’ı gösterdiğinde, vitrinlerin süslü paketleri ve parlatılmış kutlama mesajları arasında asıl hakikati unutuyoruz. Oysa bugün; sadece bir “kutlama” değil, 1857’de New York’ta 129 kadının alevler içinde can vererek yazdığı bir direniş destanıdır. Ama ne acıdır ki, aradan asırlar geçmesine rağmen kadınlar hâlâ “can vererek” hak aramaya devam ediyor.
Hani büyük usta Neşet Ertaş, “Kadınlar insandır, biz insanoğlu” demişti ya…
Biz o “insanlığı” çoktan kaybettik. Bir zamanlar bir şehrin orta yerinde, on yaşındaki kızının gözleri önünde boğazı kesilen Emine Bulut’un o son iki kelimesi hâlâ kulaklarımızda yankılanıyor: “Ölmek istemiyorum!” diye haykırmıştı, bir kadın, bir anne…
Yıl 2026…
Ama zihniyet hâlâ karanlık, hâlâ habis. Daha birkaç gün evvel, kanser tedavisi gören evladına şifa olmaya çalışan bir anne, bir öğretmen, bir kadın; bir caninin bıçak darbeleriyle hayattan koparıldı.
Şimdi söyleyin; hangi çiçek, hangi süslü paket o annenin, o öğretmenin çocuğunun ruhundaki o enkazı kaldırabilir?
İstatistik Değil, Bir Evin Direği Yıkılıyor!
Son 5 yılda Türkiye’de binden fazla kadın “en yakınları” tarafından katledildi. Biz bunlara gazete sayfalarında “sayı” diyoruz ama aslında yıkılan birer yuvadan bahsediyoruz.
Oysa ki bir kadın gittiğinde; sabah mutfaktan gelen o huzurlu tıkırtı susar.
Bir kadın gittiğinde; saksıdaki çiçekler yetim, ütüsüz gömlekler boynu bükük kalır.
Bir kadın gittiğinde; sadece bir can gitmez; o evin neşesi, sofranın bereketi, çocukların “geç kalma” uyarısını yapan koruyucu meleği gider.
Giden Sadece Kadın Değil, İnsanlıktır aslında!
Biz bugün 8 Mart’ı kutlarken, aslında bir utançla yüzleşiyoruz. Sokak ortasında, parkta, okulda ya da en güvenli bulduğu evinde katledilen her kadınla birlikte, bizim insanlığımızdan da bir parça ölüyor. Bir zamanlar cepheye mermi taşıyan Elif Bacıların, Nene Hatunların torunlarını, bugün kendi evlerinde “koruma kararlarına” rağmen koruyamıyoruz.
Bir Gün Değil, Her Gün Adalet!
8 Mart; emekçinin, dayanışmanın ve yaşama hakkının günüdür.
Kadın; ailenin direği, toplumun ruhudur. Eğer o direği yıkarsanız, altında tüm toplum kalır. Kadınların kıymetini sadece övmek için değil, onları yaşatmak için bilmek zorundayız.
Hayatı güzelleştiren, emekleriyle dünyayı ayakta tutan ama en çok da “yaşamak” için direnen tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü saygıyla selamlarken; şiddetin gölgesinde kalan her bir can için adalet haykırıyoruz.
Çünkü bir kadın gittiğinde, dünya kararır!
