BİR MİLLETİ ŞAHLANDIRAN MARŞ; KORKMA - Bu Ne Haber

Dikey Reklam
Dikey Reklam
Bu Ne Haber
Hakan Öztürk
Hakan Öztürk

BİR MİLLETİ ŞAHLANDIRAN MARŞ; KORKMA

​1921’de işgal altındaki bir milletin kalbinden doğan o şiir, sadece bir marş değil; bağımsızlığın ve inancın sembolü...

13 Mart 2026
BİR MİLLETİ ŞAHLANDIRAN MARŞ; KORKMA

​1921’de işgal altındaki bir milletin kalbinden doğan o şiir, sadece bir marş değil; bağımsızlığın ve inancın sembolü oldu.

​1921 yılının Mart ayı…

Anadolu yanıyor.
Cephelerde mermi var ama ekmek yok.
Asker var ama ayakkabı yok.
Umut var ama vatanın yarısı işgal altında.

Henüz bir yıl önce açılmış olan Meclis, yokluk içinde bir milletin kaderini yazmaya çalışıyor.

Toprak için savaşan bir milletin artık bir şeye daha ihtiyacı var:

Bir ruha…
Bir söze…
Bir marşa…

​İşte bu yüzden dönemin Maarif Vekâleti bir yarışma açar.

Amaç bellidir:

Cephede savaşan askerin yüreğini ayağa kaldıracak bir milli marş yazılacaktır.

Ödül de konur.
500 lira.
O günün şartlarında büyük para.

​Yarışmaya tam 724 şiir gönderilir.
Aralarında dönemin önemli isimleri de vardır.
Ama bir isim yoktur…

Mehmet Akif Ersoy.

Çünkü Akif başka bir insandır.

Bir milletin bağımsızlığını anlatacak şiirin parayla yazılamayacağını düşünür.

Bu yüzden yarışmaya katılmaz.

​Maarif Vekâleti gelen şiirleri inceler.

Ama içlerinden hiçbiri “işte bu” dedirtecek güçte değildir.

Bir şey eksiktir.
O eksik şey…
Akif’in kalemidir.

​Bunun üzerine dönemin Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver devreye girer.

Akif’in yakın dostu Hasan Basri Çantay aracılığıyla bir mektup gönderilir.

“Yarışma için değil…
Millet için yaz.” der Akif’e…

Akif ikna olur.

Çünkü mesele artık ödül değildir.
Mesele vatandır.

​Ve Akif, Ankara’daki Taceddin Dergâhı’nda küçük bir odada kaleme sarılır.

Dışarıda savaş vardır.
İçeride bir milletin duası…

Tam 10 gün sürer.
Ve o şiir ortaya çıkar.
​Şiirin ilk kelimesi…

“Korkma!”

​Ne kadar büyük bir kelimedir o gün için.
Çünkü millet korkmaktadır.
Şehirler işgal altındadır.
Ordular geri çekilmektedir.

Ama bir şair çıkar ve millete seslenir:

“Korkma!”

​Şiir önce dergide yayımlanır.
Sonra Meclis’e gelir.

12 Mart 1921 günü…

Meclis kürsüsünde Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından okunur.

Salon sessizdir.
Her mısra yüreklere çarpar.

​Mustafa Kemal Atatürk, en ön sırada oturduğu yerden ayağa kalkar.

Şiiri büyük bir coşkuyla alkışlar ve tam dört kez üst üste okutulmasını ister.

Mustafa Kemal, o gün kabul edilen bu marş için şöyle der:

“Bu marş, bizim inkılabımızı anlatır. Benim en sevdiğim mısrası ise ‘Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal’ dizesidir. Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısra budur!”

​Şiir bittiğinde alkış kopar.
Öyle bir alkış ki…
Diğer şiirleri okumaya bile gerek kalmaz.

Ve o eser…

İstiklal Marşı olarak kabul edilir.

​Akif’e verilen 500 lira ödül ise başka bir hikâyedir.

Akif parayı kabul etmez.
Israr edilince alır…
Ama kendine değil.
Yoksul kadınlara meslek öğreten Darülmesai adlı kuruma bağışlar.

Çünkü o biliyordu:
Bu şiir artık ona ait değildir.

​Nitekim öyle de der:

“Bu şiir artık benim değil, milletimindir.”

Bu yüzden en büyük eserlerini topladığı Safahat’a bile İstiklal Marşı’nı koymaz.

Çünkü o bir şiir değil…
Bir milletin ayağa kalkışıdır.
Bir milletin duasıdır.
Bir milletin yeniden doğuşudur.

​Bugün okullarda, törenlerde, statlarda söylediğimiz o marş;
Sadece bir metin değildir.

Bir hatırlatmadır.
Bir uyarıdır.
Bir emanettir.

Ve o marşın ilk kelimesi hâlâ bize aynı şeyi söyler:

“Korkma!”

​Ama o kelimenin arkasında bir şart vardır.

Eğer bu vatan için aynı inançla, aynı fedakârlıkla yaşarsak, korkmayız.

​Bugün İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümünde;

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.

Ve onun duasını bir kez daha hatırlıyoruz:

“Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.”

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
İLGİLİ HABERLER
POPÜLER HABERLER
SON DAKİKA HABERLERİ