BİR MİLLETİ DOĞURAN ANA: MOLLA ZÜBEYDE - Bu Ne Haber

Dikey Reklam
Dikey Reklam
Bu Ne Haber
Hakan Öztürk
Hakan Öztürk

BİR MİLLETİ DOĞURAN ANA: MOLLA ZÜBEYDE

Bazı kadınlar sadece bir çocuk doğurmazlar; bir tarihi, bir devrimi, bir milletin kaderini de doğururlar. ​Takvimler 14...

14 Ocak 2026
BİR MİLLETİ DOĞURAN ANA: MOLLA ZÜBEYDE

Bazı kadınlar sadece bir çocuk doğurmazlar; bir tarihi, bir devrimi, bir milletin kaderini de doğururlar.

​Takvimler 14 Ocak 1923’ü gösterdiğinde, İzmir’de yorgun bir yürek sustu. Ama o yürek durana kadar neler sığdırmıştı o 66 yıla?
Dört evladını toprağa vermiş, birinin parçalanmış bedenine şahit olmuş, eşini kaybetmiş, işgal yıllarında oğlunun idam fermanını gazetelerde okumuş ama bir gün bile başını öne eğmemişti.

​Halk arasında ona “Molla Zübeyde” derlerdi. Sanıldığı gibi sadece dindarlığından değil; okuma yazmanın mucize sayıldığı o yıllarda bilgeliğiyle, görgüsüyle ve çevresine verdiği akılla bu lakabı almıştı. Selanik’in dar sokaklarında bir mesele düğümlendi mi, “Gidin Molla Zübeyde’ye sorun, o bilir” derlerdi.

​ Oğlu Mustafa’sının elinden tutup mahalle mektebine götürürken de içindeki o büyük inancın sesini dinliyordu. İstiyordu ki oğlu hafız olsun, ilim irfan sahibi olsun. Babası gibi, eşinin babası gibi bir alim yetişsin…
Ali Rıza Bey ile aralarında geçen o meşhur “asker mi olsun, hafız mı?” tartışması, aslında bir annenin evladını her iki dünyada da koruma telaşıydı.

​Zübeyde Hanım, acıyı bal eyleyenlerin kadınıydı. Oülu Ömer’ini kaybettiğinde yandı ciğeri, Fatma’sını, Ahmet’ini, Naciye’sini toprağa verirken büküldü beli… Ama Mustafa’sı vardı. O tek tesellisi, Milli Mücadele’nin ateşini yaktığında İstanbul’daki Akaretler’deki evinde yapayalnızdı. Felçli vücuduyla işgal askerlerinin baskısına direnirken, “Oğlun öldü” diyen sahte haberlere, “İdam edilecek” diyen manşetlere karşı tek bir silahı vardı: Sarsılmaz imanı.

​Çok az kişi bilir…
Zübeyde Hanım ömrünün son demlerinde, 1921 yılında cebindeki son kuruşu olan 20 bin kuruşu Darüşşafaka’ya bağışladı. Tek bir vasiyeti vardı: “Her yıl Kadir Gecesi’nde yetim çocuklara benim adıma meyve dağıtılsın…” O, sadece kendi Mustafa’sını değil, bu vatanın tüm yetimlerini evladı bilmişti. Bugün hâlâ o meyveler dağıtılıyorsa, bu “Molla Zübeyde”nin bitmeyen şefkatidir.

​Ne acıdır ki; bir dehayı, bir önderi bu vatana hediye eden o elleri öpülesi anneye iftira atacak kadar alçalan zırcahil sürüsüyle de uğraştı bu tarih. Ama Atatürk’ün dediği gibi: “Tarih yazmak, yapmak kadar mühimdir.” Biz bugün o asil kadının tarihini, onun namusuna ve emeğine sadık kalarak yazıyoruz.

​Zübeyde Hanım, oğlunun kazandığı o büyük zaferi, vatanın kurtuluşunu İzmir’in o güzel havasında soluyarak kapattı gözlerini. Bir anne için en büyük mükafat, evladının vatanı kurtardığını görmektir. O, bu mükafatla göçtü gitti.

​103 yıl önce aramızdan ayrılan, Cumhuriyetimizin mimarını bize bağışlayan değerli Vâlide, asil ve örnek insan Zübeyde Annemizi rahmet, minnet ve sonsuz saygıyla anıyoruz.

​Senin yetiştirdiğin o çocuk, bizim ışığımız oldu. Ruhun şad olsun Molla Zübeyde Ana…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
İLGİLİ HABERLER
POPÜLER HABERLER
SON DAKİKA HABERLERİ