

“Bir kuponla başlayan heyecan, borçla biten hayatlara dönüşüyor. Dijital kumar artık bir halk sağlığı sorunu.”
– “Bahis bağımlılığı sadece parayı değil; aileleri, umutları ve gençliğin geleceğini de tüketiyor.”
– “Oranların cazibesi, yuvaların sessiz çöküşüne dönüşüyor. Bu felaket artık görmezden gelinemez.”
Geçenlerde bir çocuk çevirdi yolumu.
Üzerinde forma yoktu.
Elinde top yoktu.
Gözünde heyecan vardı ama futbol için değil.
“Abi bu maç üst olur mu?”
On beş yaşında.
Eskiden çocuklar tuttuğu takımın kadrosunu ezbere sayardı.
Şimdi oran ezberliyorlar.
İşte felaket burada başlıyor.
Bu artık spor değil.
Bu artık eğlence değil.
Bu, kupon üzerinden kurulan bir ekonomi.
Adı: Sanal kumar düzeni.
Eskiden de vardı şans oyunları;
Süper Toto…
Spor Loto…
Milli Piyango…
Yılbaşında bilet alınır, hayal kurulur, sonra hayat normale dönerdi.
Kimse 13+1 tutturamadı diye tefeciye gitmezdi.
Kimse bilet parası için eşinin bileziğini bozdurmazdı.
Çünkü o oyunlar hayatın merkezinde değildi.
Şimdi?
Cep telefonunda bir uygulama.
Canlı bahis.
Anlık oran.
Dakika dakika kayıp.
Kaybettikçe “çevireyim” umudu.
Ve sistem tam da bunun üzerine kurulu.
Bu, matematiksel olarak kaybettirmeye programlanmış bir mekanizma.
Ama reklamı umut üzerinden yapılıyor.
Her şey küçük başlıyor.
“Şu maça 500 basayım.”
“Borcu kapatırım.”
“Bu kesin gelir.”
Gelmez.
Gelmediğinde ikinci kupon yapılır.
O gelmezse üçüncü.
Sonra maaş biter.
Sonra kredi kartı.
Sonra eşin altınları.
Sonra araba.
Ve en sonunda kapıda bir ses:
“Borç ne oldu?”
O andan sonra mesele para değildir.
Mesele onurdur.
Mesele korkudur.
Mesele çocuğun gözünün içine bakamamaktır.
Borç sadece bankaya değildir artık.
Borç; evladın geleceğinedir.
Borç; annenin duasınadır.
Borç; soyadınadır.
Kaç aile dağıldı bu illet yüzünden?
Kaç çocuk babasının borcu yüzünden okuldan alındı?
Kaç genç, sanal kuponla başlayan girdapta psikolojik çöküntüye sürüklendi?
İntihar haberleri artık üç satır.
“Borçları vardı.”
Borç.
O borcun içinde ne var biliyor musunuz?
Bir sürü kaybedilmiş maç.
Bir sürü “kesin gelir” cümlesi.
Bir sürü utanç.
Ve tavan arasındaki o sessiz ip.
Reklamlar prime time’da dönüyor.
Kimileri ekranlarda oran yorumluyor.
Ama öte yandan o borç yüzünden evine haciz gelen adamla kim ilgileniyor?
Bu sadece bireysel zayıflık değil.
Bu, sistematik bir bağımlılık ekonomisi.
Dijital kumar, 7/24 açık bir kumarhane demektir.
Evinde…
Yatağında…
Çocuğunun yanında…
Ve biz buna “oyun” diyoruz.
Bir başka tehlike daha var.
Gençlik artık forma rengine göre değil, oran rengine göre heyecanlanıyor.
Takım tutmak bir aidiyetti.
Şimdi kupon tutmak bir refleks oldu.
Futbol sahadaki mücadele olmaktan çıktı;
ekrandaki ihtimale dönüştü.
Bu sadece sporun çürümesi değil.
Bu, karakter aşınmasıdır.
Emekle kazanmanın yerine, bir gecede kazanma hayali koyarsanız;
sabır ölür.
Sabır ölürse, ahlak da zayıflar.
Bu yazıyı okuyan biri diyecek ki:
“Abartıyorsun.”
Keşke…
Ama morg kayıtları, ölüm sebepleri abartmıyor.
Aile mahkemeleri abartmıyor.
Psikologların dosyaları abartmıyor.
Bahis bağımlılığı artık bir halk sağlığı sorunu…
Ve biz hâlâ oran konuşuyoruz.
Çözüm ne peki?
Yasak demek kolay.
Ama yetmez.
Reklam sınırlaması şart.
Canlı bahis kısıtlanmalı.
Bağımlılık tedavi merkezleri artırılmalı.
Okullarda dijital kumar farkındalığı dersi konulmalı.
Ve en önemlisi:
Toplum olarak bu işe “normal” demekten vazgeçmeliyiz.
Çünkü normalleştirdiğiniz her kötülük, büyür.
Bu parada kan var.
Bu parada gözyaşı var.
Bu parada kaybedenin ahı var.
Kazananı çok az gördük.
Kazansa bile kaybettiği bir şey mutlaka var.
Bu bir kupon meselesi değil.
Bu bir nesil meselesi.
Eğer bir milletin gençleri hayalini alın teriyle değil, oranla kuruyorsa;
orada alarm çalıyor demektir.

Görsel Yapay Zeka İle Oluşturulmuştur. Bunehaber’de köşe yazarlarının yazdığı yazılardan yazarlar sorumludur.